-->

Kaotik ( Ne iyi , Ne kötü ! )


Kaotik ( Ne iyi , Ne kötü ! )


Etliye sütlüye kimseye karışmadım , taraf tutmadım her zaman her yerde kaotik kaldım..

Ne iyiliğin tarafındaydım nede kötülüğün tarafındaydım hepte öyle kaldım. Kimine göre acımasızdım, kimine göre en iyisini yapıyordum. Ben kendime göre haklıydım çokta sikimde olmayanlara göre ise haksızdım.

Konu farklı yerlere saptı aslında amaç bu değildi özlüyorum ulan ! herkesi özlüyorum ölen Babamı özlüyorum, beni her yerden her telden engelleyen Tubik'i özlüyorum, Hayatımı siken Ebru'yu özlüyorum, Gelmişimi geçmişimi siken Hande'yi özlüyorum, beni gözümün önünde aldatan Gizem'i özlüyorum, Mezhep ayrımı yapan Zeynep'i özlüyorum, Sesini sevdiğim Ahmet Kaya'yı özlüyorum, bir ara Kerim Tekin vardı Karbeyazdır ölüm diyen Onu özlüyorum, Altarınoğlu Tarkan'ı bile özlüyorum ... En çok kendimi özlüyorum. Ödül mü koysam başıma ölümü veya dirimi bana getirene dünyaları mı versem ? Yada kendi kendime kendime mi gelsem !

Ne olur biri beni bulsun !



Benim adım Derda !


Benim adım Derda !

Ben öyle süslü cümlelerle konuya girmeyi bilmem. Bir dönem cümle mühendisiydim ama diplomamı aldılar elimden ! İlk hatırı sayılır yenilgimi de böylece kazanmış oldum.

Dedim ya benim adım Derda ! Dert ağası demek...

Kendime bu ismi ben verdim , inanır mısınız ? Kendi kulağıma kendim okudum bu ismi. Kimsem yoktur ki üzüntümü , kederimi , sevincimi dinleyecek . Hatta ben bile bazen dinlemem kendimi, kendi kendime anlatırken bile , " aamaaan , bir bitmedi ! " diye tekrarlarım hatta çoğunlukla çıplak kadınlar düşlerim sarışın, kumral... Esmerleri pek sevmem gerçi benim dertlerimden daha güzellerdir ama olsun ben esmerleri pek sevmem .

Dedim ya benim adım Derda ! Dert ağası demek...

Hiç bir zaman hayallerim ,yaşama sevincim kadar uzun sürmedi hep bir mağlubiyet oldu zafer hayal ederken...

Bir insan düşünün bir hiçten ibaret . içi dışı bir hiç ! Nereden bakarsan bak ! Hatta bardağın dolu tarafından baksan bile elle tutulması imkansız bir hiç ...

Dedim ya benim adım Derda ! Dert ağası demek...

Şöyle özetleyeyim kendimi ; Çirkin bir fizik yer çekimine o kadar inanmışım ki yerden kaldıramıyorum kendimi , ilginç bir matematik hayatımdan çıkanları iki bilinmeyenli denklemlerde geri getirmeye çalışıyorum , Garip bir dini inanç bazen aşırı dindar bazense tanrıya saygın bir muhalif oluyorum. Sağ ve sol kolumda dövmelerim var ha bir de sol göğsümün üzerinde kendime bir not şeklinde toplamda üç adet , en az benim kadar ilginç anlamlarını sadece benim bildiğim toplam üç adet.

Dedim ya benim adım Derda ! Dert ağası demek ...

Beni şöyle düşünün cebimde tıbbi imkanlara yetecek kadar para olmadığı için ağrıyan dişime yalvarıyorum acım geçsin diye hatta şirk koşuyorum ona eğer geçerse acısı ona masal anlatacağımı söylüyorum . Oysa ki ne şirk koşmayı ne de masalları severim ! inanmam ! inandıramazsınız ! Herkes bu kadar mutlu olamaz masallarda ki gibi ! Hele ki Tanrı bu kadar Ahmak olamaz ! Neymiş eğer bana bu istediğimi verirsen bende iyi birisi olacağım gülücük ...

Dedim ya benim adım Derda ! Dert ağası demek ...

Bana ilk kazığı ben attım. Kendimi herşeyin güzel olacağını inandırdım , Çünkü salaktım bir şeylere inanmaya ihtiyacım vardı ve inandım kimseyi ilgilendirmez ! Dini kitaplar aldım kendime için de binlerce dua olan hatta borç giderme, kısmet açma , güzelleşme, gideni geri döndürme yazan. Hepsini okudum defalarca okudum hemde ama amorti bile çıkmadı şansıma çünkü ben Derdaydım ! unutmuşum.








Ve sen öyle bir zehir ki ;


Ve sen öyle bir zehir ki ; bir kereden bir şey olmaz denilip alıştırılan uyuşturucudan bile daha etkili



Ve sen öyle bir zehir ki ; sobadan sızan gaz gibi öldüğümde farkına vardığım havada uçuşan karbonmonoksitten daha zehirli



Ve sen öyle bir zehir ki ; dumansız ateşin zehrinden yaratılan şeytandan bile kötü....





"Hayatın boyunca kendinden başka kimseye bir kötülüğünün dokunmadığı farkındalığıyla gelen acıklı gönül rahatlığı ,,

Bir yerde sabit kalmaktan duvardaki saat ne kadar yorgunsa o kadar yorgundum. 
" Bir kez daha olabilecekken bir kez daha olmamış olan her şey senin koğuşundur " dedi kulağıma gaipten bir ses benim ise içimde garip bir orkestra hep bir ağızdan tekrarladı bu şiirin adı "Hayatın boyunca kendinden başka kimseye bir kötülüğünün dokunmadığı farkındalığıyla gelen acıklı gönül rahatlığı" evet ismi fazla uzundu en az çektiğim acılar kadar.



İtirafname !

İtiraf ediyorum ! Ben bir katilim ...
Hemde bana kimsenin yapmaya cesaret bile edemediği işkenceleri kendime yaptım !
Kendimi öldürmeden önce son bir isteğim var mı ? diye sormadım .
Size sorsaydım zaten umurunuzda olmazdı buna emindim
yere devrilmiştim bir kış gecesiydi ilk defa üşüyordum, kollarımı kenetleyerek kendime sarıldım önce kendimi ısıtmayı öğrendim sonra hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçerken farkettim ki sikseler yapmam dediğim ne varsa kimse sikmeden yapmışım...
Kurduğum her hayalin yıkılışından sonra en kaz altında kaldığımda bir Allah'ın kulu elini uzatmadı hatta sesimi duyan var mı ? diye attığım sessiz çığlıkları bile kimse duymadı . Ben o enkazın altında nefes almakta zorlanırken , beni enkaz altında bırakan aç gözlü hırsız müteahhit edasıyla para derdine düşmüştü en sevdiğim . Ahh Tanrım o giderken bile çok güzeldi.
Ama kızmadım ona da saçının teli incinmiş midir ? Acaba o da üzülmüş müdür ? Sonra kızdım kendime bir tokat attım sağ yanağıma sağ elimle, sonra farkettim ki yine benim canım yanıyordu başkasının yerine üzülsem de kendime zarar da versem acıyan yine benim canımdı.
Dayanamadım kenetlediğim ellerimi açtım ve kendi boğazımı sıktım bana göre bu bir harakiriydi ama dışardan görenlere göre ise bu bir metamorfoz ...
Dedim ya ben bir katilim ilk ve son kurbanım da benim.
Mekanım cennet olsun.
Ruhuma el fatiha..
Db-te4vWsAAy7Jf.jpg